Tarih yaprakları 7 Eylül 2001’i gösterdiğinde, İstanbul’da büyük bir organizasyon düzenleniyordu. “Bilişim Zirvesi” kapsamında gerçekleştirilen “E-Devlet Forumu”nda dönemin TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan kürsüdeydi. Konuşmasında Türkiye’de yolsuzluğun her dönemde yaşandığını ama devletin tüm kademelerine bu kadar sirayet ettiğini hiç görmediğini söylüyordu.
Sözleri yalnızca bir eleştiri değil, aynı zamanda bir isyandı. Özellikle, Başbakan Bülent Ecevit liderliğindeki koalisyon hükümetinin bazı bakanlarının yolsuzluk iddiaları nedeniyle istifa etmesine atıfta bulunarak, yaşananlara tepki gösteriyordu.
Ancak kim bilebilirdi ki, sadece bir ay sonra Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk skandallarından biri patlak verecekti? 26 Ekim 2001’de başlatılan “Örümcek Ağı” operasyonu, ülkeyi sarsan devasa bir “hayali ihracat” ve “kara para aklama” soruşturmasını ortaya çıkardı. Ve en çarpıcı detaylardan biri, bizzat TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan’ın da bu soruşturmaya adının karışmasıydı.
Soruşturmayı yürüten Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Hamza Keleş’in raporları, aralarında Özilhan’ın şirketlerinin de olduğu 683 firma ve 4 bin 917 şirketin, sanki 70 ülkeye ihracat yapmış gibi göstererek milyarlarca liralık vurgun yaptığını ortaya koyuyordu. İşin ilginç yanı, Anadolu Grubu bünyesindeki bazı firmaların sahte faturalarla “sutyen” ve “külot” ihracatı yapmış gibi gösterilip devletten milyonlarca dolarlık KDV iadesi almış olmasıydı.
O günlerde yaşanan çifte standart ise dikkat çekiciydi. 28 Şubat sürecinin etkisi hâlâ hissedilirken, İslami sermayeye yönelik baskılar artıyordu. MÜSİAD üyeleri inançları nedeniyle hedef alınırken, pek çok iş insanı “laikliğe aykırı faaliyet” suçlamalarıyla sorgulanıyor, hatta derneğin kapatılması dahi gündeme getiriliyordu. Oysa TÜSİAD’a mensup iş insanlarına kimse dokunmuyordu.
Savcı Hamza Keleş, TÜSİAD’ın önde gelen isimlerini ifadeye çağırdığında, alışılmışın dışında bir yol izledi. İş insanlarını rencide etmemek için tek tek özel davet mektupları gönderdi. Ancak buna rağmen birçok isim ifade vermeye gitmedi. Günlerce süren tartışmalara rağmen, TÜSİAD yöneticilerinin polis eşliğinde mahkemeye getirilmesi asla gerçekleşmedi.
Yıllar geçti ve 17 Şubat 2009’da Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, “zamanaşımı” nedeniyle düştü. Böylece Türkiye tarihinin en büyük hayali ihracat vurgunlarından biri cezasız kaldı.
Ancak yıllar sonra, 19 Şubat 2025’te Türkiye’de bir ilk yaşandı. TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Ömer Aras, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ve “yargıyı yönlendirmek” suçlamalarıyla polis eşliğinde adliyeye getirildi. Bu olay, yalnızca bireysel bir hukuki süreç değil, Türkiye’de yıllardır süregelen ekonomik ve siyasi ayrıcalıkların sorgulanmasına neden olan bir dönüm noktasıydı. Sermaye sahiplerinin “dokunulmaz” olduğu algısı yıkıldı ve herkesin eşit olduğu gerçeği bir kez daha hatırlatıldı.
Kim bilir, belki ileride bu gün, adaletin herkes için işlediğini gösteren bir dönüm noktası olarak anılacak ve tarihe geçecek.
GÜNDEM
22 Mart 2025GÜNDEM
22 Mart 2025GÜNDEM
22 Mart 2025GÜNDEM
22 Mart 2025EKONOMİ
22 Mart 2025GENEL
22 Mart 2025GÜNDEM
22 Mart 2025Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.